Araştırma Tasarımı ve Yöntemi

Bu araştırma, Ocak–Şubat 2025 tarihleri arasında Türkiye'nin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır illerinde yürütülmüştür. Örneklem, 18 yaş ve üzeri internet kullanıcılarını temsil edecek biçimde tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Cinsiyet, yaş grubu, eğitim düzeyi ve coğrafi bölge temel tabakalama kriterleri olarak belirlenmiştir.

Veri toplama sürecinde telefon aracılıyla bilgisayar destekli görüşme (CATI) yöntemi ile çevrimiçi anket platformu hibrit biçimde kullanılmıştır. Kota örneklemesine göre 6.400 geçerli görüşme tamamlanmış; 312 görüşme tutarsız yanıt örüntüleri nedeniyle analizden çıkarılmıştır. Nihai geçerli örneklem büyüklüğü 6.088'dir. Araştırmanın örneklem hatası ±1,3 yüzde puan (güven düzeyi %95) olarak hesaplanmıştır.

Haber Tüketimi: Platform Tercihlerinin Dağılımı

Katılımcıların güncel haberleri öncelikli olarak hangi kanaldan takip ettiği sorusuna verilen yanıtlar, dijital platformların geleneksel medyayı büyük ölçüde geride bıraktığını göstermektedir. Haberi öncelikle sosyal medya üzerinden takip edenlerin oranı yüzde yetmiş üçtür. Bu oran 18–34 yaş grubunda yüzde seksen beşe yükselirken, 55 yaş ve üzeri grupta yüzde kırk sekizde kalmaktadır.

Platform bazında incelendiğinde, WhatsApp haber dağıtımının baskın kanalı konumundadır: Katılımcıların yüzde altmış dördü haberleri WhatsApp üzerinden aldığını ifade etmiştir. Instagram yüzde kırk yedi, YouTube yüzde otuz dokuz ve Twitter/X yüzde yirmi sekiz oranında haber kaynağı olarak kullanılmaktadır. Geleneksel haber sitelerini doğrudan ziyaret etme alışkanlığı ise yüzde yirmi iki düzeyinde kalmaktadır.

"Haber tüketiminin platformlaşması, sadece bir dağıtım kanalı tercihini değil, bilginin nasıl çerçevelendiği ve neyin görünür kılındığı üzerindeki kontrolün büyük ölçüde editoryal karardan algoritmik önceliklendirmeye geçişini ifade etmektedir."
— Fentar Araştırma Raporu, 2025

Doğrulama Davranışları: Teyit Kültürü Filizleniyor mu?

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, doğrulama davranışlarının yaygınlaşmasıdır. Katılımcıların yüzde kırk altısı şüphe duyduğu bir haberi birden fazla kaynaktan teyit ettiğini belirtmektedir; bu oran 2022 araştırmasına kıyasla dokuz puanlık bir artışa işaret etmektedir. Ancak doğrulama sıklığı incelendiğinde, tablonun daha nüanslı bir görünüm sergilediği görülmektedir: "Her zaman teyit ederim" yanıtı yalnızca yüzde on dörtte kalmakta, "bazen teyit ederim" yanıtı ise yüzde otuz ikiyi oluşturmaktadır.

Doğrulama için başvurulan yöntemler arasında başka sosyal medya hesaplarını kontrol etmek (yüzde elli bir), internet arama motorlarında konuyu araştırmak (yüzde kırk sekiz) ve tanıdıklarına sormak (yüzde otuz altı) öne çıkmaktadır. Teyit.org gibi profesyonel fakt kontrol platformlarına başvurma oranı ise yüzde on ikiyle sınırlı kalmaktadır; bu durum, profesyonel doğrulama kaynaklarının henüz geniş kitlelere ulaşamadığına işaret etmektedir.

Medyaya Güven: Genel Eğilimler ve Farklılıklar

Türkiye'de medyaya duyulan güven, uluslararası karşılaştırmalı verilerde alt sıralarda yer almaya devam etmektedir. Bu araştırmada katılımcıların yalnızca yüzde yirmi dördü Türk medyasının büyük çoğunluğuna güvendiğini ifade etmiştir. Güvensizlik, belirli tematik alanlarda daha belirgin bir hal almaktadır: Siyasi habercilik en az güvenilen alan (yüzde on altı güven), ekonomi haberciliği yüzde yirmi üç ve spor haberciliği en yüksek güven düzeyiyle yüzde elli sekiz oranındadır.

Demografik açıdan değerlendirildiğinde, yükseköğretim mezunları arasında medyaya güven oranının daha düşük olduğu (yüzde on dokuz) dikkat çekmektedir. Küçük şehirlerde yaşayanlar ise ulusal medyaya büyük şehirlilere kıyasla daha yüksek güven duymaktadır (yüzde otuz bir'e karşı yüzde yirmi bir).

Yanlış Bilgiyle Karşılaşma Deneyimleri

Katılımcıların yüzde altmış biri son altı ay içinde gerçek olmadığını sonradan anladığı bir haberi paylaşmış ya da iletmiş olduğunu belirtmektedir. Yanlış bilginin en sık karşılaşıldığı konu alanları şunlardır: siyaset (yüzde yetmiş dört), sağlık (yüzde altmış sekiz), ekonomi (yüzde altmış üç) ve doğal afetler (yüzde elli dokuz). Yanlış bilginin fark edilme süreleri incelendiğinde, katılımcıların yüzde kırkının yanlış içeriği gördüğü gün, yüzde yirmi beşinin bir hafta içinde ve yüzde otuz beşinin ise çok daha geç ya da hiç fark etmediği görülmektedir.

Sonuç ve Politika Önerileri

Bu araştırma, Türkiye'de dijital haber tüketiminin mobil ve sosyal medya merkezli bir yapıya sağlamca oturduğunu; doğrulama davranışlarının artış eğiliminde olduğunu ancak sistematik bir teyit kültürünün henüz yerleşmediğini ortaya koymaktadır. Medyaya güven krizi yapısal niteliktedir ve kısa vadeli müdahalelerle çözülemeyecek köklü bir soruna işaret etmektedir.

Bu bulgular ışığında üç temel politika alanı öne çıkmaktadır: Birincisi, örgün eğitim sistemine entegre edilecek müfredat tabanlı medya okuryazarlığı programları; ikincisi, fakt kontrol platformlarının kamuoyundaki görünürlüğünü artırmaya yönelik farkındalık kampanyaları; üçüncüsü ise sosyal medya platformlarıyla kurulacak işbirliği çerçevesinde yanlış bilgi yayılımını yavaşlatacak algoritmik şeffaflık mekanizmalarıdır. Fentar bu üç alanda da somut projeler yürütmekte ve politika önerileri geliştirmeyi sürdürmektedir.