Giriş: Seçim Dönemlerinde Bilgi Kirliliğinin Tırmanması
Seçim dönemleri, siyasi motivasyonlu dezenformasyonun doruk noktasına ulaştığı hassas süreçlerdir. 2025 Türkiye genel seçimleri, bu bağlamda hem Türkiye tarihinin hem de bölgesel siyasi iletişim araştırmalarının en yoğun biçimde belgelenmiş vaka çalışmalarından birini sunmuştur. Fentar Araştırma Birimi, Nisan–Haziran 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen seçim sürecinde Twitter/X, Instagram, Facebook, WhatsApp ve TikTok platformlarında dolaşıma giren içerikleri sistematik biçimde izlemiş; 1.847 ayrı doğrulanmamış iddia içeriğini kayıt altına almış ve her birini IFCN metodolojisi çerçevesinde doğrulama sürecine tabi tutmuştur.
Araştırmanın metodolojisi şu üç ayak üzerine inşa edilmiştir: (1) Anahtar kelime takibi ve viral içerik izleme, (2) Akredite fakt kontrol kuruluşlarıyla çapraz doğrulama ve (3) Kaynak kimliği, dağıtım ağı ve etki alanı analizlerini kapsayan karmaşık vaka incelemeleri. Sonuçlar, Türkiye kamuoyunun dikkatine sunulmadan önce üç bağımsız araştırmacı tarafından çapraz denetimden geçirilmiştir.
Araştırmanın Sayısal Özeti
Yanlış Bilginin Tipolojisi: Beş Ana Kategori
Araştırma kapsamında incelenen 1.847 içerik, içerik türü ve manipülasyon tekniğine göre sınıflandırıldığında beş temel kategori ortaya çıkmaktadır:
1. Bağlamdan Koparılmış Gerçek Görseller (%31)
En yaygın dezenformasyon türü, gerçek fotoğraf ve video kayıtlarının yanlış bir bağlamda sunulmasıdır. Araştırma döneminde tespit edilen vakaların yüzde otuz birini oluşturan bu kategoride, eski tarihli protesto fotoğraflarının güncel gösteriler olarak sunulması, başka bir ülkede yaşanan olayların Türkiye'de gerçekleşiyormuş gibi paylaşılması ve gerçek kişilere ait görüntülerin farklı bir bağlamda yeniden dolaşıma sokulması öne çıkan örüntüler arasındadır. Bu tür içeriklerin tespitinde TinEye ve Google Reverse Image arama araçlarının yanı sıra coğrafi konum tespiti için Google Street View karşılaştırmaları kullanılmıştır.
2. Yapay Zeka Üretimli Sentetik İçerikler (%23)
2025 seçimlerini 2019 ve 2023 dönemlerinden ayıran en çarpıcı bulgu, yapay zeka destekli içerik üretiminin dramatik biçimde artmış olmasıdır. İncelenen dezenformasyon vakalarının yüzde yirmi üçü, görüntü üretme yapay zekasıyla oluşturulmuş fotoğraf ve videolar içermekteydi. Bu içeriklerin yüzde kırk dördü deepfake video formatında yayılmış; yüzde elli altısı ise değişen düzeylerde ikna edicilik taşıyan yapay zeka görüntüleri olarak tespit edilmiştir. Deepfake tespitinde Microsoft Video Authenticator, Intel FakeCatcher ve Sensity AI platformları kullanılmıştır.
"2025, Türkiye'de yapay zeka dezenformasyonunun artık tartışmalı değil, güncel bir tehdit olarak tanımlanması gereken noktaya ulaştığının kanıtıdır. Seçmen kararlarını etkileyen içeriklerin dörtte biri artık bir insan elinden değil, bir algoritmadan çıkıyor."
3. Bağlamı Çarpıtılmış İstatistik ve Anketler (%19)
Anket manipülasyonu ve istatistik çarpıtmaları, araştırma bulgularının yüzde on dokuzunu oluşturmaktadır. Bu kategoride en sık gözlemlenen örüntüler şunlardır: güvenilir kurumların ismi kullanılarak oluşturulan sahte anket sonuçları, gerçek araştırmalardaki verilerin seçici biçimde paylaşılarak yanıltıcı bir bütün izlenimi yaratılması ve metodoloji bilgisi gizlenerek yayımlanan çevrimiçi anket sonuçlarının bilimsel bir araştırmaymış gibi sunulması.
4. Yanlış Atıflar ve Uydurma Alıntılar (%15)
Tanınmış siyasetçi, akademisyen ve gazetecilerin hiçbir zaman söylemediği ifadeler onlara atfedilerek paylaşıldı. Vakaların yüzde on beşini oluşturan bu kategoride, ekran görüntüsü formatlı tweet sahtecilikleri ve gerçek açıklamalardan kelimeler çıkarılarak oluşturulan anlam bozucu kırpma işlemleri ön plana çıkmaktadır.
5. Koordineli Inauthentic Behavior (KIB) Örüntüleri (%12)
Araştırmanın teknik bulgular açısından en dikkat çekici boyutu, organize ve otantik olmayan davranış örüntülerinin tespitidir. İçeriklerin yüzde on ikisi, birden fazla hesabın koordineli biçimde aynı içeriği eş zamanlı olarak yaymasıyla güçlendirilen yapay viral dalgalanmalarla ilişkilendirilmiştir. Bot ağı tespitinde Botometer ve Tweetbinder araçlarından yararlanılmıştır.
Platform Karşılaştırması: Yanlış Bilgi Hangi Mecrada Daha Hızlı Yayılıyor?
Platform düzeyinde analiz, WhatsApp'ın kapalı grup yapısı nedeniyle en düşük erken tespit oranına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. İçeriklerin WhatsApp'ta tespit edilme süresi ortalama 4,2 gün olurken, Twitter/X'te bu süre 18 saate inmektedir. TikTok'un video formatı, deepfake içerikler için en elverişli platform konumundadır; görsel manipülasyon vakalarının yüzde otuz sekizi TikTok kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.
Instagram ve Facebook, yanlış bilginin coğrafi yayılımı açısından en geniş dağılımı sergileyen platformlardır. Söz konusu platformlardaki dezenformasyon içerikleri, 48 saat içinde ortalama 73 farklı ilde yeniden paylaşılmıştır. Bu bulgu, Türkiye'deki sosyal medya nüfuzunu ve Facebook'un özellikle kırsal ve yarı kentsel alanlarda 50 yaş üstü nüfus arasındaki ağırlıklı konumunu yansıtmaktadır.
Yapısal Güvenlik Açıkları: Neden Türkiye?
Araştırmanın en kritik bulguları, salt sayısal verilerden ziyade Türkiye'ye özgü yapısal kırılganlıkları ortaya koymasında yatmaktadır. Bu kırılganlıklar dört başlık altında değerlendirilebilir:
Dil bariyeri ve çeviri gecikmeleri: Türkçe içeriklere yönelik otomatik dezenformasyon tespiti, İngilizce içeriklere kıyasla önemli ölçüde geride kalmaktadır. Meta, Twitter/X ve TikTok'un Türkçe modelleri, İngilizce modellerine göre daha az eğitim verisiyle çalışmakta ve yanlış pozitif–negatif oranları çok daha yüksek seyretmektedir.
Medya sahipliğinin yoğunlaşması: Yüksek yoğunlaşmanın yaşandığı Türk medya sahipliği yapısı, bağımsız doğrulama mekanizmalarının etkin biçimde işlemesi için gerekli çoğulculuk ortamını daraltmaktadır. Büyük yayın kuruluşlarının önemli bir bölümünün siyasi ve ticari çıkarlarla örtüşen ortaklık yapıları, editöryal tercihler üzerinde dolaylı baskı oluşturmaktadır.
Yetersiz medya okuryazarlığı altyapısı: Fentar'ın 2025 ulusal saha araştırması, Türk internet kullanıcılarının yüzde kırk ikilik bir kesiminin haberleri kaynak doğrulamadan paylaştığını ortaya koymaktadır. Bu oran, AB ortalamasının yaklaşık iki katıdır.
Öneriler: Yapısal Çözüm Yaklaşımları
Rapor, mevcut sorunlara yönelik dört temel politika önerisi ile sonuçlanmaktadır. İlk öneri, eğitim müfredatına yönelik yapısal bir değişikliği hedeflemekte: ortaöğretim düzeyinde medya okuryazarlığı dersinin zorunlu ders statüsüne alınması. İkinci öneri, sosyal medya şirketlerine yönelik şeffaflık yükümlülüklerinin yasal çerçevede güçlendirilmesi. Üçüncü öneri, IFCN akreditasyonlu bağımsız fakt kontrol kuruluşlarının kamu finansmanı mekanizmaları aracılığıyla desteklenmesi. Dördüncü ve son öneri ise araştırmacı gazeteciliğin, özellikle veri gazeteciliği ve OSINT tabanlı doğrulama kapasitesinin güçlendirilmesi için profesyonel eğitim programlarının yaygınlaştırılmasıdır.
Bu araştırma, 15 Nisan–10 Haziran 2025 tarihleri arasında yürütülmüştür. İzleme anahtar kelimeleri, seçimle ilgili en çok aranan 200 Türkçe terimi kapsamaktadır. İçerik tespitinde IFCN metodoloji standartları esas alınmıştır. Tüm metodoloji detayları ve ham veri setleri talep üzerine araştırmacılara sağlanmaktadır. İletişim: [email protected]
